ANNE BABA TUTUMLARI VE İLETİŞİM BECERİLERİ

2013-03-19 23:40:00

BENLİK İMAJI

Çocuğun benlik imajını etkileyen faktörlerden birisi anne babası diğeri ise, arkadaşlarıdır.

Çocuk asıl ve en önemli desteğini anne babadan alır.

Çocukların sevgi, saygı ve anlayış içinde büyütülmeleri sağlıklı kişilikler geliştirerek toplumda katılımcı ve üretken bireyler olmaları açısından çok önemlidir.

AİLE İÇİ İLİŞKİLERDE DOYUM SAĞLAYABİLEN ÇOCUKLAR uyumlu bir kişilik geliştirerek toplumda olumlu ilişkiler kurup, öz saygılarını geliştirmekte ve başkalarının haklarına saygı gösterip sorumluluk almayı öğrenmektedirler.

Aile ilk özdeşim modelidir.

ÇOCUĞUN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

        DÖNEMLER

BEDENSEL GELİŞİM

ZİHİNSEL GELİŞİM

PSİKOLOJİK GELİŞİM

SOSYAL GELİŞİM

Güvensizlik içinde yetişen çocuklarda ise ufacık bir sorun bile okul başarısızlığı, uyum güçlüğü, yalan söyleme tırnak yeme gibi sorunlar ve davranış bozuklukları ile kendini gösterebilir.

Bu tür davranışlar daha sıklıkla aşırı kollayıcı ve koruyucu tutum sergileyen ailelerin çocuklarında görülebilir.

OTORİTER, ELEŞTİRİCİ ANNE - BABALAR

Çocukları üzerinde baskı kurarlar.

Çocuklarının çabalarını göremezler.

Çocuklarını dinlemezler.

Sürekli eleştiren, yargılayan, suçlayan anne, babalardır.

Sadece kendi kuralları, istekleri, duyguları ön plandadır.

Her zaman hakimiyet anne – babadadır.

Çocuk ne yaparsa yapsın hep eleştirilir, suçlanır.

AŞIRI KORUYUCU ANNE - BABALAR

Çocuklarına hayat tecrübesi yaşama fırsatı tanımazlar.

Çocuklarının büyüdüğünü fark etmeyip bebekmiş gibi davranırlar.

Çocuklarına hiçbir iş ve sorumluluk vermezler, her şeyi kendileri yaparlar.

Bu anne – baba tutumunda çocuğun;

Özgüven duygusu gelişemez.

Kendi başına hiçbir şey yapamaz, yapacağına inanmaz.

Dolayısıyla huzursuz ve kaygılı olur.

SAĞLIKLI VE ETKİLİ ANNE - BABALAR

Çocuklarına güvenirler.

Onları takdir eder ve överler.

Küçük yaşlardan itibaren sorumluluk verirler.

Yeni deneyimler yaşamaları için cesaretlendirirler.

ANNE VE BABALARA TAVSİYELER

Sınava hazırlanan bir öğrencinin anne ve babasına önemli görevler düşmektedir. Bu görev ailenin bütçesinin sınırlarını zorlayarak çocuğuna en iyi eğitim imkanlarını sunmak ve ona uygun çalışma şartlarını hazırlamakla sınırlı değildir.

Sınavdan kaç puan aldın?

İstanbul dışında bir yer kazanırsan göndermem !

Bu senin son şansın !

BU SÖZLER SİZE TANIDIK GELİYOR MU?

-Çocuğun kaygısı arttırılmamalıdır. Sınava hazırlandığı dönemde anne babaya düşen en önemli görev onları çalışmaya teşvik etmektir. Bu tür yaklaşımlar öğrenciyi çalışmaya teşvik etmez, tam tersine yükselen kaygı sebebiyle onu adeta kıpırdayamaz hale getirir.

-Çocuğun sınırları zorlanmamalıdır. Anne ve babalar genelde kendi hayatlarında gösteremedikleri başarıyı çocuklarında görmek isterler. Ancak çocukların kapasitesi, ailenin istediği kriterler için yeterli olmayabilir.Ailenin kendi özlemleriyle; çocuğunun sınırları arasında gerçekçi bir denge kurması gerekmektedir.

PEKİ BU DENGE KURULAMADIĞINDA NE OLUYOR?

-Öğrenci sınavda başarılı olamazsa yaşacaklarını bir ceza gibi göstermeyin.
Kazanamazsan ….. Okuluna gitmek zorunda kalacaksın.

ÇOCUKLARIMIZI OLDUĞU GİBİ KABUL EDELİM

Çocuklarımıza sadece insan oldukları için değer verelim. 

Başarılı, zeki, çalışkan,  sarı saçlı, uzun boylu, sessiz, konuşkan ...vb. olduğu için değerli görüp;

Tembel, yaramaz, sıska, kısa ... vb. olduğu için değersiz görmeyelim.

Her koşulda değerli olduklarını onlara hissettirelim.    

ÇOCUKLARIMIZI KOŞULSUZ OLARAK SEVELİM

Çocuğumuza duyduğumuz sevgiyi ve ilgiyi her hangi bir koşula bağlamayalım.

İyi ki benim çocuğumsun                   “Senin gibi” bir çocuğum olduğu için çok mutluyum...     

ÇOCUKLARIMIZI KESİNLİKLE HİÇ KİMSEYLE KIYASLAMAYALIM

Kıyaslama;Çocuğu olduğu gibi, bir birey olarak kabul etmeme anlamına gelir ve çocuğun kişilik gelişimini zedeler.

Her birey farklıdır, eşsizdir, kendine özgüdür. Bu nedenle hiç kimse başka biriyle kıyaslanmamalıdır.

Çocuklarımızı kardeşleriyle, akraba çocuklarıyla, arkadaşlarıyla kıyaslamayalım.

ÇOCUKLARIMIZIN “KENDİLERİ OLMALARI” İÇİN FIRSATLAR OLUŞTURALIM

Özgürlüklerini ortaya çıkaralım.

Çocuğunuzun sizden ayrı bir kişilik geliştireceğinizi kabul edin.

Onu anlamaya, tanımaya ve aranızda anlamlı bir sevgi köprüsü oluşturmaya özen gösterin.

O siz değil ... sizin kopyanız değil.

ÇOCUKLARIMIZI OLUMLU DAVRANIŞLARIYLA, İYİ ÖZELLİKLERİYLE VE YAPABİLDİKLERİYLE FARK EDİN

Çocuklarınızın olumsuzluklarını ortaya koymayın.

Olumlu davranışlarını, iyi yönlerini sürekli dile getirip ödüllendirerek pekiştirelim.

Olumsuz davranışlarını, hatalarını bazen görmezden gelerek söndürmeye çalışalım.

Bazı alanlardaki yeteneksizlerini, tecrübesizliklerini kimi başarılarıyla gidermeye, yenmeye çalışalım.

Onlar için ne kadar uygun modeliz!...

Dünyadaki en mükemmel aynalar gümüşlenmiş cam parçaları değil, çocuklardır. Onlara baktığınızda kendinizi görürsünüz.

Onlar için uygun ortamlar hazırlayıp, fırsatlar verebildik mi?

MÜKEMMELİYETÇİLİK !

Çocuklarınızı en iyiyi yapmaya motive etmekle onların giriştikleri her işte iyi ve mükemmel olmalarını isteme – bekleme yanlışı arasında ince bir çizgi vardır.

Çocuklarımızın hatalar yapabileceklerini düşünelim.

Hatalarına karşı esnek olalım.

Hata yapmanın normal olduğunu, sizin bile kimi zaman hata yaptığınızı göz önünde bulundurarak yaptıkları hatalarda çocuklarımıza anlayış gösterelim.

ÇOCUKLARINIZLA KONUŞURKEN DUYGULARINIZI İÇTENLİKLE İFADE EDİN

Onlara dair korkularınızı, üzüntülerimizi, endişelerimizi olduğu gibi yansıtmak mı daha etkili olur, baskı ve korku içeren ifadelerle onları engellemeye çalışmak mı daha etkili olur?...

Okulun, evin dışına çıkarsan bacaklarını kırarım senin!...

O çocukla gezdiğini bir daha görmeyeyim!...

Odanı dağıtırsan gebertirim!...

Bu şekilde giyinemezsin!...

Saçını böyle kestiremezsin, bu müziği dinleyemezsin!... 

ÇOCUKLARINIZA ÖZEL ZAMAN AYIRIN. ÇOCUKLARINIZA AYIRDIĞINIZ ZAMANIN SÜRESİ DEĞİL NİTELİĞİ ÖNEMLİDİR

Çocuğunuza ayırdığınız zamanlarda sadece ona ait olun.

Sohbet edin.

ÇOCUKLARINIZI ETKİLİ BİR ŞEKİLDE DİNLEYİN

Çocuklarınızı dinlerken;

Başka işlerle meşgul olmayı.

Çocuğun yüzüne bakın.

Onların sözlerini kesip bilgiçlik taslamayın.

Çocuklarınızla konuşurken aynı seviyede olun.

Jest ve mimiklerinizle onu dinlediğinizi gösterin.

Fiziksel temas kurun.

Onu konuşmasında cesaretlendirin.

Onunla konuşurken bir büyükle konuşuyormuş gibi dikkatli ve özenli olun.

Onu anladığınızı belirten ifadelerle geri bildirim sağlayın.

 

ÇOCUKLARINIZI ETKİLİ BİR ŞEKİLDE DİNLEYİN

SORUMLULUKLARI PAYLAŞIN

Sorumluluk ile kendine güven birbirini tamamlayan 2 durumdur.

Sorumluluk duygusu gelişmiş olan çocukların kendilerine güvenleri de yüksektir.

Çocuk yaptığı her iş, aldığı her sorumluluğun  sonunda anne, baba ve aldığı tepkiye göre kendisine güç toplar.

Çocuğun yaptığı hiçbir iş beğenilmez, taktir edilmez ve her zaman daha mükemmeli beklenirse çaba harcama, mücadele etme gücü kırılır. “Ne yaparsam yapayım ....memnun edemiyorum” şeklinde düşünmeye başlar. Bu düşünce daha sonra “ben yapamam” inancını doğurur ve çocuk sık sık bu cümleyi kullanmaya başlar.

BAŞARI İÇİN GEREKEN ÖZELLİKLERİN ÇOĞU ÖĞRENİLMİŞTİR

Bir anne babanın çocuklarına olanakları elverdiğince iyi bir eğitim verecekleri kuşkusuzdur. Ancak iyi bir eğitim verebilmek bir bilinç işidir. İyi eğitim özel okullarda, özel öğretmenlerle çok para harcayarak yapılan eğitim anlamına gelmez. Böyle bir eğitim sırasında anne ve baba farkına  varmadan çocuğa kendi sorumluluklarını hissettirmiyorsa, büyük bir olasılıkla DAHA FAZLA OLMAK İÇİN DEĞİL, DAHA FAZLA ALMAK İÇİN YAŞAYAN bir çocuk yetiştirecektir ki, başarı güdüsünün böyle bir çocukta uyandırılması güçtür. 

Çocuklarına sadece derslerle ilgili olarak değil, kişiliklerini  iyi bir şekilde geliştirebilmeleri için ölçülü olarak sorumluluk verip onları bağımsız olmaya hazırlayabilen ebeveynlerin çocuklarına baktığımızda gerek okul başarısı gerekse hayat başarısı anlamında çok iyi durumda olduklarını görüyoruz.

712
0
0
Yorum Yaz