ÇOCUKLAR NE ZAMAN YALAN SÖYLER?

2013-03-19 12:44:00

Yalan söylemeye ilişkin pek çok yazı yazılmış,bilim insanları bu konuda tezlerini ortaya koymuş, davranış bilimciler yalanı tartışmışlar, şairler yalan üzerine şiirler yazmış, “bana küçük tatlı yalanlar söyle!”diye şarkılar söylenmiş, yalandan dolayı arkadaşlıklar bozulmuş, evlilikler bitmiştir. Ruhumuzun bir savunma davranışı olan yalan söyleme, zaman zaman insanlar tarafından başvurulan durumu kurtarma yöntemi olurken, yalan söyleme davranışı her zaman anne-babaların korkulu rüyası olma gerçeğini sürdürmekte.

Çocuklar neden yalan söyler? Çocuklarda hangi yaşta ifade edilen söylemleri yalan kabul ediyoruz da, hangilerine yalan etiketini yapıştırmıyoruz? Anne-babalar çocuklarının yalanlarını yakaladığında ne yapmalılar?

Yalan söylemek, insanın savunma mekanizmasıdır yani bir savunma davranışıdır. Kişi iç dünyasını tehdit eden ya da tehdit etme potansiyelinde olan dış etkenlere karşın, kendisini savunmaya geçer ve tepki gösterir. Yalan söyleme davranışı da, kişinin gösterdiği tepkilerin içerisinde yer alır. Yetişkinler savunma davranışlarına çok sık başvurmazlar, ancak kendilerini çok fazla bunaltan durumlar olduğunda savunma davranışları devreye girer. Savunma davranışlarına fazla başvurulduğu zaman, kişi iç dengelerini kaybedebilir, kendi gerçekliğini ve gerçeğini yadsıyıp, görmezden gelebilir ve sonunda “davranış bozuklukları”geliştirebilir.

Çocuklar için durum biraz daha farklılık gösterir. Çocuklar, biz yetişkinler gibi ara sıra değil de, daha sık savunma davranışlarına başvururlar. Çocuk iç dünyasını koruma anlamında bir yetişkin kadar donanımlı olmadığı için savunma davranışlarını daha sık ortaya koyar. Çocuğun yalana başvurması da tıpkı yetişkin insanın yalana başvurması kadar, kendini, öz benliğini ve iç dünyasını koruma amaçlıdır. Çocuk korktuğu, kardeşini kıskandığı, herhangi bir travma sonucu içinde bulunduğu stresle başa çıkamadığı ya da çevrenin dikkatini çekmek, anne-babasının ve öğretmeninin onayını almak, takdir edilmek ve yeni bir yaşantıya uyum sağlamak için yalan söyler. Ancak çocuğun olayları ya da durumları manipule ederek yani değiştirerek ortaya koyduğu her anlatıma “yalan” demiyoruz. Çünkü çocuk belli bir yaşa kadar yalan söylediğinin farkında değildir. Bu davranışını çok da bilinçli yapmaz. Çocukların yedi-sekiz yaşa kadar söylemiş oldukları yalanları “olayı değiştirme davranışı” olarak değerlendirmek daha doğru bir tanımlama olmakta. Bu yüzden anne-babaların küçük çocuklarına ilişkin yalan söyleme kaygılarının bu yazıyı okuduktan sonra en aza ineceğini düşünüyoruz.

Çocukta “olayı değiştirerek anlatma davranışını” diğer bir deyişle yalan söyleme davranışına iten nedenlere  de tek tek bakacak olursak aşağıdaki başlıkları görürüz:  

1.Korkudan Söylenen Yalanlar : Çocuklar korktukları zaman sık sık yalana başvururlar yani durumu ve olayı değiştirerek anlatırlar. Annesinin çok sevdiği vazosunu kıran dört yaşındaki bir çocuk, vazonun kırıldığından haberi olmadığını ya da vazoyu kedinin kırdığını söylerken, aslında yalan söylemiyordur. Çünkü burada ne bilinçli bir zarar verme, ne de bilinçli bir kandırma davranışı vardır. Burada sadece ve sadece korku duygusundan kaynaklanan, çocuğun kendisini koruma davranışı vardır. Uyku sırasında altına çişini yapan üç yaşındaki bir çocuğun, çişini yapmadığını söylemesi de yalan değildir. Sınıfta etkinlik sırasında kağıdını istemeden yırtan beş yaşındaki çocuğun öğretmenine “kağıdı ben yırtmadım” demesi de yalan değildir. Ancak on dört yaşındaki bir çocuğu öğretmenine hasta olduğunu bahane ederek ödevini yapmadığını söylemesi yalandır.

Küçük çocukların kendi dünyalarında kurguladıkları değişimleri yalan olarak kabul etmek hatalı olduğu kadar, çocuğa bu nedenle kızmak, yalan söylediğini yüzüne vurmak da, çocuğun kişilik gelişimi açısından büyük olumsuzluklar yaratır. Anne-babalar, çocuklarının bu tepkilerine karşın; “sanırım yanlış hatırlıyorsun bir kez daha düşünsen” ya da “gel bunu bir kez daha düşünelim,hatırlamıyor olabilirsin” şeklinde yaklaşabilirler. Ayrıca, “korkuyu”  çocuk yetiştirmede ir araç olarak ailelerin çocuklarında yalan söyleme davranışına, diğer çocuklara oranla daha sık rastlıyoruz. O halde çocuklarımızı yetiştirirken “korkuyu” bir eğitim ve disiplin aracı olarak görmekten ve kullanmaktan en kısa zamanda vazgeçmeliyiz.

2.Dikkat Çekmek İçin Söylenen Yalanlar :Çocuklar çevrelerindeki insanların ilgisini ve dikkatlerini kendi üzerinde toplamak için de yalana başvurabilirler. Çok büyük bir evde oturmadıkları halde, “bizim iki tane köpeğimiz var” diyen, kardeşi olmadığı halde,”benim kardeşim doğdu” diyen, okula gitmediği halde,”ben okula gidiyorum” diyen ya da “tatilde Antalya’ya gittik”,”annem beni hayvanat bahçesine götürdü” diye aslında gitmediği halde gitmiş gibi anlatan ve senaryolaştıran pek çok çocuk vardır. Bu çocukların yaşı üç ile altı yaş arasında değişir ancak çocuğun kişilik yapısını ve gelişim sürecindeki değişimleri de göz önünde bulundurarak, çocukta yalanı, yalan olarak kabul etme yaşını yedi sekize çekebiliyoruz. Çocuklarında ve öğrencilerinde bu davranışa rastlayan yetişkinler, “çok şakacısın, şaka yapıyorsun” gibi yaklaşımlarla çocuğun kendi gerçekliğinin dışına çıkmasını önleyebilir.

3.Mutsuzluktan Söylenen Yalanlar : Mutlu olmak, hem ruhumuz hem de organizmamız için en gerekli duygusal etkenlerin başında gelir. Mutlu olmak yaşamdaki amacımızdır. İnsan mutsuz bir ruh hali içindeyken, mutlu olmak için her yolu dener. Yetişkin insanların mutsuzlukla başa çıkma yöntemleri farklıyken, çocuklar mutsuzluklarını dışarıya mutlu yansıtmak gibi davranış sergilerler. Anne- babası sürekli kavga eden bir çocuk, öğretmenine ve arkadaşlarına anne- babasının hiç kavga etmediğini ve çok iyi geçindiklerini söyleyebilir. Çocuğun anne- babasından kaynaklanan mutsuzluğu, onu böyle bir savunma davranışına itebilir. Kreşte arkadaşlarıyla iletişim kuramayan, oyunlara alınmayan bir çocuk, anne- babasına sınıfta en çok sevilen çocuğun kendisi olduğunu anlatabilir. İlkokul birinci sınıftaki bir çocuk, sını8f başkanı seçilemediği içi çok üzülüp-mutsuz olup, eve geldiğinde sınıf başkanı seçildiğini ifade edebilir. Anne- babası boşanan bir çocuk, arkadaşlarına çok mutlu bir aile tablosu çizebilir. Yine yedi- sekiz yaş sınırını kabul edip, bu yaşa kadar söylenen yalanları, kabul etmiyoruz. Böyle durumlarla karşılaşan anne- babalar ve eğitimciler çocuğun yalanını ortaya koymadan, “sanırı çok üzüldüğün için böyle konuşuyorsun, hadi gel biraz sohbet edelim” şeklinde çocuğa yaklaşabilir.

4.Kıskançlıktan Söylenen Yalanlar : Kıskançlık doğuştan genlerimizde şifrelenen bir duygumuzdur yani içgüdüseldir. Yetişkinler kıskançlıklarını farklı boyutlarda yaşar ve yansıtırlarken, küçük çocuklar bu içgüdüleri ile başa çıkmayıp, yalan söylemek diye nitelendirilen tepkiler gösterebilirler. Yeni kardeş sahibi olmuş bir çocuk annesine”kardeşim bana vurdu”, arkadaşının giysisini kıskanan bir çocuk “benim bu etekten bir sürü var”arkadaşının oyuncağını kıskanan bir çocuk “bu oyuncaktan babam bana on tane aldı ama okula getirmiyorum” diyebilir. Çocuklar bu boyutta kıskançlık yalanları söyleyebilirler ve arkadaşları “yalan söylüyorsun” dediklerinde ise, sinirlenip ağlarlar. Yetişkinler çocukların bu kıskançlık yalanlarını duymazdan gelerek çok fazla üstlerine düşmeyerek, bu sürecin geçmesine olanak tanıyabilirler. Aksi halde çocukla inatlaşmak doğru bir yaklaşım olmaz.

5.Travma Sonrası Stresle Başa Çıkmak İçin Söylenen Yalanlar : Bu grupta en çok anne- babanın birini ölümü sonrasında çocuğun bu travmanın oluşturduğu stresle başa çıkmak adına söylediği yalanları gözlemliyoruz. Anne ya da babasını kaybeden çocuklar, çoğu kez onları, hayattaymış gibi çevrelerine yansıtırlar. Bazen anneanne, babaanne, dede, büyükbaba, dayı gibi çocuğun duygusal anlamda çok bağlandığı yakınlarının ölümünde de, onlar hayattaymış gibi konuşabildiklerini görüyoruz. 17 Ağustos depreminden sonra evlerini kaybeden küçük çocukların, sanki evleri hatta çok güzel evleri varmış gibi anlatmaları da travma sonrası stresle başa çıkma davranışlarını ortaya koyuyor.

Travma sonrası stresle başa çıkmak için söylenen yalanlarda, çocuk yalan söylediği için değil de, travmanın neden olduğu stresle başa çıkamadığı için ve yaşanan travmanın çocuğun iç dünyasında yarattığı zedelenmeler için kesinlikle psikolojik yardım almalıdır.

6.Takdir Edilmek İçin Söylenen Yalanlar : Çocuklar da, biz yetişkinler gibi öz benliklerinin okşanmasından keyif alırlar. Bunu sonucunda da özgüvenleri artar. Biz yetişkinler özgüvenimizi geliştirmek için farklı yollara başvururuz ama çocuklar yalan söyleme davranışını seçebilir. Bu da küçük çocuklarda sık rastladığımız bir davr4anış şeklidir. Çocuk öğretmeni onu takdir etsin diye çok erken saatlerde uyuduğunu söyleyebilir. Anne- babası tarafından takdir edilmek için, sınıfta falanca yarışmasında birinci seçildiğini anlatabilir. Takdir edilmek adına söylenen yalanlar arasında çok cesur olmak, çok güçlü olmak, çok çalışkan olmak, en hızlı arabaya sahip olmak , en güçlü babaya sahip olmak, çok yemek yemek, en güzel anneye sahip olmak, zengin olmak, çok başarılı olmak gibi senaryolar gelmektedir. Çocukların bu söylemlerini de yalan kabul etmiyoruz. Çocuğun söylediği konunun çok fazla üstüne düşmemek, gerçek başarılarını hatırlatarak onu onaylamak yapılması gereken davranışlardandır. Örneğin “bahçede çok yüksekten atladım” Çocuk eliyle öyle bir yükseklik gösterir ki, atlayabilmesi mümkün değildir. “hatırlıyor musun geçenlerde çok güzel resim yaptığın için, öğretmenin sana ödül vermişti. Şimdi aklıma geldi de ine seninle gurur duydum”gibi bir yaklaşım çocuğu kendi gerçekliğine çekecektir.

209
0
0
Yorum Yaz