İKİ SAATTEN FAZLA TELEVİZYON DİKKAT DAĞITIYOR

2012-09-05 00:17:00

Çocukken günde iki saatten fazla televizyon seyretmenin, ergenlikte dikkat toplama sorununa yol açabileceği bildirildi. Yeni Zelanda'da yapılan araştırmada, çok televizyon seyreden çocuklar arasında dikkat eksikliği probleminin yüzde 40 oranında arttığı saptandı. Uzun süreli araştırma, 1972-1973 yılları arasında Yeni Zelanda'daki Dunedin'de doğan 1000 çocuk üzerinde yapıldı. Araştırmaya katılan 5-11 yaş arası çocuklar günde ortalama 2,05 saat televizyon seyrettiler. 13-15 yaş arasında ise televizyon karşısında geçirilen ortalama süre 3,1 saate çıktı. Araştırmanın yazarı Otago Üniversitesinden Carl Landhuis, iki saatten fazla televizyon seyredenlerin, özellikle de televizyon başında üç saatten fazla zaman harcayanların ileriki yaşlarda dikkat eksikliği problemi yaşadıklarının belirlendiğini bildirdi. Araştırmada, küçükken çok televizyon seyreden çocukların bu alışkanlıklarını daha sonra da devam ettirdikleri; ancak devam ettirmemiş olsalar bile bu olumsuz etkinin yine de görüleceği belirtildi. Landhuis, "Bu, çocukken televizyon seyretmenin dikkat üzerindeki etkisinin uzun sürebileceğini gösteriyor" dedi. Bunun çeşitli nedenleri olabileceğini belirten Landhuis, televizyondaki hızlı sahne değişimlerinin, henüz gelişimini tamamlamamış beyin üzerinde, gerçek hayatta olanların çocuğa sıkıcı gelmesi şeklinde etki gösterebileceğini belirtti. Landhuis, "Dolayısıyla, çocuk televizyon seyreden çocuk, okul ödevleri gibi daha sıradan ve yavaş ilerleyen görevlere karşı tahammülsüz olabiliyor" dedi. Televizyon izlemenin okuma, oyun ve spor gibi konsantrasyon gerektiren faaliyetlerin yerine geçmesinin ve televizyon seyretmenin pasif bir faaliyet olmasının, bu sorunlara yol aç... Devamı

MASLOW VE KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME GEREKSİNMESİ

2011-12-23 00:26:00

İnsancı görüşün önemli temsilcilerinden biridir. “Kendini Gerçekleştirme” kavramını ilk kez kullanan Maslow, her insanın değerli, kendine özgü duyarlı ve iyiye yönelik bir özbene sahip olduğu görüşünde Rogers ile birleşmektedir. Maslow’un inancına göre, olanak sağlandığında, her insan eninde sonunda kendini gerçekleştirerek, gizil güçlerinin farkına varacaktır. Maslow’un çalışmaları sağlıklı kişiliğin nasıl oluştuğu üzerinde odaklaşmıştır. Sağlıklı bir kişiliğin gelişebilmesi için gerekli olan gereksinmelerden meydana gelen, piramit biçiminde bir gereksinmeler hiyerarşisi ortaya koymuştur. Bu gereksinmelerin en tepesinde kendini gerçekleştirme gereksinmesi bulunmaktadır. Ancak kişinin kendini gerçekleştirmek için güdülenebilmesi, daha alt basamaklarda yer alan fizyolojik, güvenlik, ait olma ve saygınlık sağlama ile ilgili temel gereksinmelerin yeterince doyum sağlamasına bağlıdır. Temel gereksinmelere doyum sağlayan insan kendini gitgide daha özgür ve iyi hissedecek, sonuçta kendisinde var olan tüm potansiyelleri açığa çıkaracaktır. Yani gerçek anlamda “kendisi” olacak, kendisini gerçekleştirecektir. Kendini Gerçekleştiren İnsanların Özellikleri Maslow, kendini gerçekleştirme ve büyüme gereksinmesine yönelik yaptığı çalışmalarda, kendini gerçekleştirme sürecine giren insanların, ortalama insanlardan daha farklı özellikler taşıdıklarını ifade etmektedir. Bu insanlar psikolojik açıdan sağlıklıdırlar. Psikolojik açıdan sağlıklı olmanın ne anlama geldiğinin tam ve kesin bir tanımı yoktur. Ancak, psikolojik sağlığın ne olduğunu bir parça somutlaştırabilmek için, Maslow’un kendini gerçekleştiren insanların özelliklerine ilişk... Devamı

ETKİLİ VE VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

2011-12-20 18:02:00

Öğrenmede iyi sonuç almanın yolu, çok çalışmak değil etkin ve yeterli çalışmaktır. Etkili çalışma sistemi, görsel işitsel veya dokunsal sistemlerden hangisine sahip olursa olsun her öğrencinin mutlaka yapmak zorunda olduğu stratejileri içermektedir. Başarılı öğrencilerin en önemli başarı sırları işte bunlardır. 1- Etkin dinle: Dersi derste hallet Etkin dinlemek demek, konsantre olarak dinlemek demektir. Derse güçlü bir şekilde odaklanmak için aşağıdaki pratik önerileri uygulayın. a- Hangi dersi görüyorsanız, “Şimdi fizik dersini dinliyorum, şimdi Türkçe dinliyorum” diye telkinde bulunun. Çünkü daha iyi konsantre olmak için zihninizi şimdiye getirmeniz gerekir. b- Ders esnasında önemli yerlerin altını çizin ve en önemli bilgileri not edin. Not almak zihnin dağılmasını önler. c- Sırada dik oturun ve öğretmen ile göz teması kurun. Söylediklerine dikkatinizi verin. Öğretmenle göz teması kurarsanız zihniniz öğretmenin söylediklerine daha çok odaklanır. Göz teması iletişiminizin kopmasını önler. Eve gidince önce dinlenin. Dinlenmeden yapılan çalışmalarda sık sık konudan kopmalar meydana gelir. Konsantrasyonunuz çabuk bozulur. Aç iseniz midenizi tıka basa doldurmadan yemek yiyin. Saat kaç ile kaç arasında çalışacağınızı ve neler yapacağınızı önceden belirleyin. Özellikle ders çalışma sorunu olan öğrenciler bu uygulamayı bir gün öncesinde uyumadan önce yaparlarsa ertesi gün daha kolay ders çalışırlar. Yani bir gün öncesinde uyumadan önce “Yarın akşam saat 7, 10 arasında ders çalışacağım” diye zihninizde belirlerseniz ve aynı düşünceyi ertesi g&uum... Devamı

EN AZ YARIM SAAT EN FAZLA BİR SAAT DERS ÇALIŞIN!

2011-12-20 17:58:00

Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) tarafından hazırlanan ''Eğitimde etkin öğrenme ve ders çalışma yöntemlerinde verimlilik'' başlıklı broşürde, çalışma sürelerinin en az yarım saat, en fazla bir saat olarak ayarlanması, her bir saatte 10 dakika ara verilmesi tavsiye ediliyor. Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için en temel girdinin öğrenci fonksiyonu olduğu belirtilen broşürde, öğrencinin herhangi bir bilgi, tutum ve davranışı öğrenmesi için öncelikli olarak öğrenmeye istekli olması gerektiği anlatılıyor. Öğrencinin başarılı olabilmesinin etkin öğrenme ile gerçekleşeceği kaydedilen broşürde, öğrencinin harcadığı çaba oranında başarı gösterememesi durumunda çalışmanın verimsiliğinden söz etmek gerektiği belirtiliyor. Etkin öğrenme tekniklerinin eğitimde kullanılmasının öğrenciye, katılımcılık, olumlu ve amacına uygun bilgi, tutum ve davranış değişikliği, öğrenilen şeyin yaşantıda kullanımı ve sorun çözücü düşünme yeterlilikleri kazandıracağına işaret edilen broşürde, etkin öğrenme ve verimli ders çalışma konusunda şu önerilerde bulunuluyor: ''Öğrenciler öncelikli olarak kısa ve uzun dönemli hedeflerini belirlemelidir. Öğrenci ders çalışmaya başlamadan önce çalışma ortamını düzenlemelidir. Öğrenciye mümkünse ders çalışabileceği bir oda, bu sağlanmıyorsa evin içinde uygun bir köşe veya yer ayırmalı, buraya bir masa ve sandalye yerleştirilmelidir. Çok rahat ve yumuşak bir koltuk, kanepe veya yatak üzerinde uzanarak, yatarak çalışma, öğrencinin ağırlaşmasına neden olabilir. Çalışma masasının karşısına veya öğrencinin göz hizasına gelecek şekilde, dikkati dağıtıcı, hareketli veya sabit materyal yerleştirilme... Devamı

BAŞARISIZLIK BİR SON DEĞİLDİR

2011-12-14 23:12:00

Çoğu insan yaptıkları hamlelerde başarısız olunca ve hedeflerine yürürken düştüklerinde amaçlarından vazgeçme eğilimindedir. Genelde bu eğilimde olan insanların hamleleri de tereddütler içinde gerçekleşmiştir. Kendine güven ve başarı inancı gelişmemiş, ham kalmıştır. Oysa ki, başarısızlık bir “son” değil belki de başarının başlangıcıdır. Yürümeye yeni başlayan bir bebeği hemen herkes gözlemiştir. Ayaklarının üzerinde durmaya çalışır, düşer. Bir daha dener, bir adım atar ve düşer. Yine dener, birkaç adım daha atar ve yine düşer. Bu böylece devam eder, ta ki, düşmeden yürümeyi başarana dek. İlk adımı atıp da düştüğümüzde vazgeçseydik acaba ne olurdu! Herhalde yürümeyi öğrenemezdik!… Vince Lombardini’nin dediği gibi; “Önemli olan yere düşüp düşmemen değil, tekrar ayağa kalkıp kalkmamandır.” Başarısızlık ve Tutumlarımız Ben Sweetland “Başarı bir yolculuktur.” Diyor. Belki de başarısızlık bu yolculuğun ilk adımıdır. Bu nedenledir ki, başarısızlığa korkuyla ve bir son gözüyle bakılmamalıdır. Olumlu tutumlar geliştirerek bir öğretmen gözüyle bakılmalıdır. Zira en iyi öğrenme yöntemi, yaşamı okumak ve başarısızlıklardan tecrübe edinmektir. Aldous Huxley’in dediği gibi; “Bir insanın tecrübesini başından ne geçtiği değil, başından geçenlerden nasıl yararlandığı gösterir.” Başarısızlıklarınızı değiştiremezsiniz, fakat başarısızlıklarınıza karşı tutumlarınızı değiştirebilirsiniz. Thomas Edison, yaptığı yüzlerce hatta binlerce deneyden sonra bir kez daha başarısız olunca “Ampulün bulunamadığı bir yol daha keşfettim demişti.” demişti. Bu “son” olsun deseydi, şüphesiz ampulü bulan kişi o olma... Devamı

MOTİVASYON VE BAŞARI İÇİN 50 TAKTİK

2011-12-14 22:52:00

Motivasyon, mutlu ve başarılı olmak için hayati önem taşır. Aşağıdaki ipuçları, kendi kendinizi motive etmenize ve bunu sürdürebilmenize yardımcı olacaktır. Bunlar, pratik ve sonuca yönelik tavsiyelerdir. Uygulamadığınız sürece, genel kültürden öteye geçmeyeceklerdir.   1. HİKAYENİZİ YAZIN Temiz bir kağıda bir iki paragraf olacak şekilde arzu ettiğiniz geleceğin hikayesini yazın. Gelecekte yapmakta olduğunuz şeyi, yaşadığınız yeri ve sahip olduklarınızı yazın. Bu sizi, hem şimdi hem de gelecekte motive edecektir.   2. GELECEĞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN Gözlerinizi kapatın ve kendinizi gelecekte ne yapıyor olarak görmek istiyorsanız, onu yaparken canlandırın. Sağlıklı bir şekilde koşuyorsunuz, bahçenizdeki çiçekler ile ilgileniyorsunuz ya da çalışıyorsunuz. Örneğin, hayaliniz küçük bir işyeri açmaksa, kendinizi açılış gününde, müşterileriniz ve çalışanlarınız ile selamlaşırken hayal edin. Böylece, hayallerinizi somutlaştırabilirsiniz.   3. GEÇMİŞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN Geçmişi gözünüzde canlandırdığınızda, daha önce nerede olduğunuzu ve ne kadar yol kat ettiğinizi görürsünüz. Planlı hedeflerinize ne kadar ulaştığınızı ve nerelerde hata yaptığınızı anlarsınız. Bu sizin doğru yolda ilerlemenizi sağlayacaktır. Bir şoförü düşünün, yalnızca önüne baksa ve dikiz aynasından yararlanmasa nelere maruz kalabilir. Zaman zaman geçmişe bakmak, en az şoförün dikiz aynasına bakması kadar yararlıdır.   4. BÜYÜK DÜŞÜNÜN Geleceğiniz ile ilgili büyük düşünmekten korkmayın. Bu, kısa süreli başarısızlıklarınıza katlanmanızı kolaylaştıracaktır. Engeller, sizi durduramayacaktır. Ç&uu... Devamı